Jason Bourne (2016)

2002 yılında Kıbrıs'ta The Bourne Identity (Geçmişi olmayan adam) filmi ile tanıştığım günden beri çok sıkı bir Jason Bourne hayranı olduğumu söyleyebilirim. Film beni o yıllarda o kadar etkilemişti ki izler izlemez hakkında araştırma yapmaya başlamıştım. Araştırdıkça The Bourne Identity' nın sadece bir başlangıç olduğunu ve ilerleyen yıllarda Jason Bourne ismini daha fazla duyacağıma emin olmuştum.

The Bourne Identity,  2001 yılında hayatını kaybeden ünlü ABD'li yazar Robert Ludlum tarafından yazılan 1980' lı yıllarda piyasaya çıkmış üç kitaptan ilkidir. Filmler bu kitaplardan sinemaya uyarlanmıştır. Hepimizin bildiği gibi bu kitaplardan uyarlanan filmin başrolünde Matt Damon oynamaktadır.
(Kitapların ilk orginal kapaklarıdır)
Ludlum' un eserleri;

The Bourne Identity (1980),
The Bourne Supremacy (1986),
The Bourne Ultimatum (1990)

Kitapların sinema ile tanışması 20 yıl sonra olmuştur. İyi ki de olmuş ne diyelim.

2002 yılında yönetmen ve yapımcı Doug Liman tarafından hikayenin ilk filmi olan The Bourne Identity sinema seyircisi ile buluşmuştur.

2004 yılında yönetmen koltuğuna Paul Greengrass geçmiştir. The Bourne Supremacy (Medusa Darbesi) ile beyaz perdeye kaldığı yerden devam etmiştir.

2007 yılında  yönetmen koltuğuna bir önceki filmde başarılı iş çıkarmış olan Paul Greengrass  tekrar geçer. İkinci filmin çıtasını çok daha yukarılara çekerek bizlere The Bourne Ultimatum (Son ültimatom)' u sunar.

The Bourne Ultimatum (Son ültimatom)  Robert Ludlum serisinin son filmi olma özelliğini taşımaktadır. Dikkat ederseniz Robert Ludlum serisinin son filmi yazdım.

Bir rivayete göre 2001' de vefat eden  Ludlum arkasında bir çok el yazması ve taslak bırakmıştır. Bu aynı zamanda yazarın popülaritesinin devamı için bir yoldur. Ludlum Vakfı da bunu bir fırsat olarak görmüş olamalılar ki yazarın en ünlü eserlerinden biri olan Bourne serisini devam ettirme kararı alır.

Bazı yazılarda yakın arkadaşı olan Eric Van Lustbader' e Bourne karakterini miras bıraktığı bazı yazılarda da  Ludlum Vakfının isteği ile Lustbader' ın hikayeye devam ettiği yazmaktadır. Bence böyle ayrıntılara takılmamak lazım. Önemli olan Bourne' un hikayesinin devam ediyor olamasıdır.

Eric Van Lustbader hızını alamamış olacak ki 2004 yılından bu yana tam on adet hikaye yazmıştır. An itibari ile bu hikayelerden dört tanesi tükçeye çevrilmiştir.

Lustbader' un eserleri;

The Bourne Legacy (2004)
The Bourne Betrayal (2007)
The Bourne Sanction (2008)
The Bourne Deception (2009)
The Bourne Objective (2010)
The Bourne Dominion (2011)
The Bourne Imperative (2012)
The Bourne Retribution (2013)
The Bourne Ascendancy (2014)
The Bourne Enigma (2016)

Bu kitaplardan anlaşıldığı üzere sanırım Eric Van Lustbader hayatın anlamını Jason Bourne' de bulmuş sanırım.

Şimdi bu adam sinema hakkında yazılar yazarken birden kitaplara niye geçti diyebilirsiniz.Yazının sonuna doğru olayı bağlayacağımı düşünüyorum.

Kitaplar ve hikayeler içinde bu kadar boğulmadan artık asıl amacım olan serinin dördüncü filmi hakkında konuşabiliriz. Bu arada (2012 yılında Tony Gilroy yönetmenliğini yaptığı ve Jeremy Renner' ın başrölde oynadığı filmi bu seriden saymıyorum.)


Film sinemaya Jason Bourne ismi ile geldi. Her ne kadar kronolojik olarak film ile kitaplardaki hikayeler birbirini pek tutmasa da mutlaka bir kitabı referans almaktaydı diğer filmler. Bu yüzden hafif bir kıllanma durumu olmuştu bende.

Filme ben ve arkadaşlarım geldiği gün ergenler gibi koşarak gittik. Çok az seri filmde hikaye giderek güzelleşir.Genellikle giriş filmi iyidir.İkinci filme eh işte dersin.Üçüncü filme tüy dikmişler dersin.Eğer utanmayıp dördüncüsünü yaparlarsa sallamazsın.

Bourne için durum neydi peki. The Bourne Identity  çok iyi, The Bourne Supremacy süper ,The Bourne Ultimatum ise efsaneydi diyebiliriz.  Bunun yanında yönetmende son iki filmin yönetmeni olunca benim ve bir çok insanın beklentisi bulutların üzerindeydi.

Fakat yaşayarak bir kez daha öğrendim ki her güzel şeyin bir sonu varmış. Bourne da buna dahil.
Filmin hikayesi yoktu diyebilirim.Senaryoda bu yüzden son derece zayıftı. Film sanki son filmin ucuz bir kopyası gibiydi.

Adamlar nasıl becermişler bilmiyorum ama bu kadar sevdiğim bir karakterin sinema filminde bana artık yeter bitse de evimize gitsek dedirtmeyi başardılar.

CIA Director Robert Dewey' i canlandıran Tommy Lee Jones' un davası son derece boştu. Yeni yetme operasyon şefi olan Alicia Vikander 'ın hayat verdiği  Heather Lee karakteri ise tam bir ergen komedisiydi. Bourne' un neredeyse repliği yoktu filmde.

Gereksiz yere uzatılmış aksiyon ve araç takip sahneleri nasıl baydı anlatamam. Ama burda asıl rahatsız edici olan  bu anlamsız sahneler değil , bu anlamsız sahnelerin çekim tekniği olduğunu söylemem lazım.

Diğer filmlerde dozunda kullanılan hareketli kamera sahneleri tadından yenmiyordu. Fakat bu filmde kamera ekibi  ne yaparız da bu hakaretli çekimlerin bokunu çıkarırız diyerek kendileri arasında bir yarışa girmiş sanırım. Bu yüzden filmi bir süre sonra sizin için işkenceye dönüşüyor. Beyninizde FPS yetmezliği başlıyor.

Bütün film bir sürpriz, bir ters köşe beklemekle geçiyor. Maalesef bu beklentimizde hüsranla sonuçlanıyor. Bolca anlamsız aksiyonun olduğu bir çok sahnenin gereksiz yere uzatıldığı bir filmden ileriye gidemiyoruz.

Filmin ana felsefesi zekayı düşür aksiyonu kökle olmuş. Filmin ilk anından itibaren kim kötü, kim iyi, kim kimi satar kabak gibi anlaşılıyor. Buda beklentileri fazlasıyla öldürüyor.

Film sırf para kazanmak amacıyla yapıldı hissi bende çok baskın bir şekilde belirdi.
Hiç mi güzel bir şey yoktu derseniz. Vincent Cassel' ın canlandırdığı Asset karakterini beğendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca film bittikten sonra çalan Moby' nın Extreme Ways şarkısı var bide.



Sonuç olarak şunu diyebilirim. Anlamsız aksiyom izlemek isterseniz fena film değil ama biz zaten anlamsız aksiyon filmi izlemek isteseydik The Expendables (Cehennem Melekleri) izlerdik.

Jason Bourne izlemek isteyenlerin beklentilerini bu film ile karşılamanızın imkanı yok.

The Bourne Supremacy The Bourne Ultimatum da harikalar yaratan yönetmenin son filmde yaptıklarını insanın aklı almıyor.Sonuç olarak nereden tutarsak elimizde kalıyor.

Sonuç olarak olayı kitaplara bağlamaya gelirsek.Bu kadar başarılı Jason Bourne kitapları varken bu kadar riske girip saçmalamaya değer miydi? Değmezdi tabi ki de bu yüzden yapımcı ve yönetmene ufak bir tavsiyem var. Eric Van Lustbader' ın kitaplarını okumaya başlayın.

Ufak bir not;
1988 yılında Robert Ludlum' un ölümsüz eseri TV' ye mini seri olarak uyarlanmıştır. Bourne karakterine Richard Chamberlain hayat vermiştir.


http://www.imdb.com/title/tt4196776/
https://en.wikipedia.org/wiki/Robert_Ludlum
https://en.wikipedia.org/wiki/Eric_Van_Lustbader

HIrT;

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder