Batman v Superman: Dawn of Justice - Batman ve Superman: Adaletin Şafağı (2016)


Taze baba olmanın verdiği sorumluluk yüzünden uzunca zamandır beklediğim Batman v Superman: Dawn of Justice (Batman ve Superman: Adaletin Şafağı) filmini vizyon tarihinden daha geç izledim. Sadece fragmanın bana verdikleri ile yetinip spoiler yememek içinde ekstra çaba sarf ettim.

Hepimizin bildiği gibi bu film 2013 yapımı Men of Steel (Çelik Adam) filminin devam serisi niteliğindedir. Aynı zamanda önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak olan DC Comics' in meşhur Justice League (Adalet Takımı)' in de temellerini atmaktadır.

Serinin ilk filminden umduğumu bulamamıştım, benim için hayal kırıklığından öteye gidememişti.
Bir de devam filminde Ben Affleck' in yeni Batman olduğunu duyunca iyice saçmaladıklarını düşünmüştüm..

Fakat DC Comics' in hikayeyi ve evreni sıfırlayarak olaylara baştan başlamasının da kolay olmayacağını biliyordum. Bu yüzden ilk elin çok günahının olmayacağını düşünerek devam filmlerini beklemeye başladım.

Devam filmi ile ilgili söyleyebileceğim ilk şey Ben Affleck' in beni tamamen ters köşe yapmış olması. Şimdiye kadar ki izlediğim en başarılı Batman olduğunu söylemem lazım. Adam tam anlamıyla çizgi roman ve animasyonlarda ki orta yaş üzeri karizmatik kara şövalye olmayı başarmış.

Henry Cavill için diyecek çok bir şey bulamıyorum adam Superman' i oynamak için dünyaya gelmiş zaten.

Her zaman derim bir süper kahramanın sevilmesindeki en büyük etken düşmanlarıdır. Superman' ın baş düşmanı Lex Luthor' un da kaliteli bir düşman olduğunu düşünüyordum, en azından bu filme kadar. Filmde de Lex'i canlandıran Jesse Eisenberg' ın Heath Ledger' ın canlandırdığı Joker' in etkisinde fazlasıyla kaldığını düşünüyorum. Bu yüzden kötü karakter size yavan ve yerine oturmamış geliyor.

Bir de filmde Lex' in amacının niye Superman' e düşman olduğunu hiç bir şekilde anlayamayınca, olmasa da olurmuş dediğimiz davası aşırı boş bir karakter oluveriyor bizim gözümüzde.

Film güzel başlıyor; bininci kez Batman'in çocukluğuna gidip anne ve babasının nasıl öldürüldüğüne şahit oluyoruz. Fakat bu durum izleyiciyi hiç bir şekilde rahatsız etmiyor aksine bu sahnenin önceden çekilenler içinde en başarılısı olduğunu söyleyebilirim.
Tam her şey güzel başladı derken film bir montaj ve kurgu sıkıntısı yaşıyor. Birbiri ile hiç bir bağlantısı ve tutarlılığı olmayan olaylar kısa kısa ardı ardına gerçekleşiyor. Bu durum filmdeki sahnelerin bir çoğunun havada kalmasına sebep oluyor. Bu sorunun yönetmenin devam filmlerine alt yapı hazırlama çabasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kısa bir sürede ufak ufak sahneler ile DC evreninin alt yapı taşlarını oluşturmanın zorluğu seyirciyi bir türlü filmin içine alamıyor. Yönetmenin işinin kolay olmadığını da tabi ki göz önüne almak lazım.

Filmin atmosferi ve görselliği son derece başarılı. İlk filmin de yönetmeni olan Zack Snyder' ın geçmişte yapmış olduğu hatalardan ders aldığını rahatlıkla görebiliyoruz.

Fragmanında gördüğümüz DoomsDay' i yaratma sürecinin biraz aceleye geldiğini düşünüyorum.Filmin içine apar topar sokulmuş bir karakter olmuş.  Ayrıca filmin fragmanın da göstermeyip seyirciye sürpriz yapabilirlermiş. Karakterin gelmesiyle eşek cennetine gitmesi arasında geçen süre çok az.

Batman; öldürmez çizgisinin değişmesini son derece güzel ve yerinde buldum. Zira bu kadar karanlık ve hafif ruh hastası bir karakterin aman kötüleri öldürmeyeyim diye bir düşüncede olmasını her zaman saçma bulurdum.

Lex' ın uzay gemisinde evrenin sırlarına ulaşması veya Supermen' in suda kripton' u çıkartırken ki sahneleri gibi  eski filmlere gönderme yapan bir çok sahne olması da hoş bir ayrıntı olmuş.

Filmin sonundaki savaşın görsel olarak hakkını vermek lazım. Çekimler son derece sinematik ve çizgi roman havasındaydı. Men of Steel filmindeki aşırı derecede yorucu, hızlı özel efekt salatasından uzaklaşılmış olması da seyir zevkini kesinlikle yükseltmiş.


Müzikler gerçekten çok etkileyici, Hans Zimmer inanılmaz bir iş çıkarmış. Her karakterin kendine has bir tınısı var filmde. Özellikle Wonder Women 'ın olduğu sahnelerde çalan müzikler oldukça iyiydi.
Superman ve Batman'ın karşı karşıya geldikleri ve savaştıkları sahneleri çok başarılı buldum. Özellikle Batman' ın kostümünü tasarlarken,  Frenk Miller' ın meşhur The Dark Knight Returns çizgi romanına sağdık kalmaları güzel bir detay.



Batman' in karanlık bir insan, tuzak kurma ve saldırı ustası olduğu izleyiciye olması gerektiği gibi verilmiş. Umarım en kısa zamanda solo bir batman filmi izleriz.
Batman' ın rüyalara daldığı sahneleri etkileyici ve yerinde buldum. Özellikle Flash' ın Justice League The Flashpoint Paradox' un da olduğu gibi gelecekten gelerek Batman' ı uyarması hoş ve güzel bir detay olmuş.
Ayrıca rüyasında dünyayı yok olmaya yüz tutmuş bir çöl halinde gördüğü sahnelerin Injustice: Gods Among Us (Tanrıların Gözü Döndüğünde) çizgi romanına bir gönderme yaptığını düşünüyorum.

Bu çizgi romanda Lois Lane 'in öldürülmesi ile Superman' de kayış kopar ve gezegene diktatör olur. Onu durdurmakta tabi ki Batman' e düşer. Zaten gelecekten gelen Flash'ın , Batman'e Lois' in çok önemli bir karakter olduğunu söylemesi de bu tezimi doğruluyor sanırım.
Superman' in Doomdays tarafından öldürüldüğü sahne ve cenaze bölümlerinde, yönetmenin The Death of Superman çizgi romanını olduğu gibi kullandığını söyleyebilirim fakat ölümünden 10 dk sonra mezarın üstündeki toprakların hemen titremesi, olayın bütün büyüsünü kaybettirdi. Sokaktaki çocuk bile geri geleceğini biliyor. Bıraksaydınız da serinin devamına kalsaydı bu olay..

Gal Gadot' un Wonder Women' a nasıl hayat vereceğini merak ediyordum. Filmden sonra çok yerinde bir seçim olduğuna fazlasıyla ikna oldum. Bu kadın bir harika dostum.

Az kalsın unutuyordum Jeremy Irons bizim yıllarca beklediğimiz Alfred' miş meğer. Mıy mıy konuşup yatak toplayıp, yemek yapan bir uşak yerine teknolojiye hakim yeri geldiğinde kontrolü ele alan bir Alfred filmin içine güzel yedirilmiş.

Beni aşırı derecede sinir eden yerlere gelirsek;

--SPOİLER İÇERİR--

İlerideki  filmlerde de etkin rol oynayacak olan Adalet takımı üyelerini,  kabak gibi şifresi kırılmış bir diskin içindeki üstün insan klasörüne tıklayarak sırayla görmeyi beklemiyorduk.. Daha profesyonelce filmin içine eklenebilirdi.

Batman ve Superman' in kapıştıkları sahnenin sonunda Superman, Kara şövalyemizin ayakları altında can verirken bir anda annesinin ismi olan Martha diye seslenmesi, bunun üzerine Batman' in mala bağlaması bu da yetmezmiş gibi Lois 'in koşarak gelip Superman' in annesinin adı da Martha diyerek sahnenin Türk filmine benzemesi bence filmin en saçma yerlerinden biriydi.

İşin dahada enteresan kısmı; neredeyse iki senedir her gün Superman' i yok etmeyi kafasında planlayan Batman 'ın bir anda elindeki silahını atarak kankaya bağlaması da beni benden aldı.

Superman' ın annesinin kaçırıldığını öğrendiğinde ki çaresizliği ve Lex'in önünde diz çöküp aciz kalması da bir hayal kırıklığıydı. Sen Superman' sin sonuçta..

Doomsday karakterinin hızlıca senaryoya dahil edilmesini ve kolayca yenilip yutulmasını da son derece saçma buldum. Filmde Doomsday karakteri Lex tarafından yaratılsa da gerçekte Kripton' da Bertron isimli bir bilim adamı tarafından yaratılmıştır. Brainiac tarafından kontrol edilmektedir.

--SPOİLER İÇERİR--

Yukarıda bahsettiğim gibi ufak tefek sinir edici olayları bir kenara bırakırsam filmin standartların üzerinde kaliteli bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Filmin kadrosunu ve oyuncuların performansını son derece yeterli buldum. Önümüzdeki yıllarda bolca izleyeceğimiz  DC filmleri için de güzel bir başlangıç olduğu kesin. Bu arada filmin çıkacak olan Blu-ray 'in de 30 dakika  fazladan sahne var. Merakla bekliyoruz..

HIrT;


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder